Kapıda bekleyen büyük tehlike
Yapay zekâ üretimi yapımlar, sundukları düşük maliyet ve pratiklikle karşı konulmaz bir cazibe oluşturuyor. Ancak bu teknolojik cazibenin arkasında; set çalışanından oyuncusuna, yan sektörlerden devlet hazinesine kadar uzanan devasa bir sistemi sarsacak ciddi bir işsizlik sorunu ve yüksek miktarda vergi kaybı riski yatıyor
Gizem Avcıoğlu'nun tamamen yapay zekâ üretimi olan 'Uyuyan Kadın' filminin, Avrupa'nın en köklü sinema organizasyonlarından Cottbus Film Festivali'nin ana yarışmasına seçilmesi zihnimde keskin bir sorunun oluşmasına neden oldu; "Yapay zekâ üretimi yapımlar, bir istihdam sorununa ve vergi kaybına neden olur mu?"
Türkiye'de sinema sektörü, yapımcısından senaristine, yönetmeninden oyuncusuna, kurgusundan set işçisine kadar on binlerce kişinin geçim kapısı. Bu çarkın en görünür yüzü olan oyuncuları ele alalım. Bir oyuncunun ekonomik varlığı sadece kendi bütçesinden ibaret değil. Arkasında menajer, basın danışmanı, stilist, kuaför ve makyözleri barındıran büyük bir istihdam zinciri bulunuyor. Gerek oyuncuların bireysel kazançları gerekse bu zincirde yer alanların gelirleri, son derece ciddi bir vergi kalemi oluşturuyor.
* Türkiye'de oyuncular dâhil olmak üzere yaklaşık 150 bin kişi yapım sektöründe çalışıyor.
TÜRKİYE'DE YAKLAŞIK 10 BİN OYUNCU BULUNUYOR
Türkiye'de yaklaşık 10 bin oyuncunun toplamda ne kadar vergi ödediğine dair net ve şeffaf bir veri bulunmuyor. Ancak zaman zaman yapılan bireysel beyanlar tablonun büyüklüğünü anlamamız için önemli ipuçları veriyor. En son 2022'de vergisini beyan eden 8 ünlü oyuncunun ödediği toplam vergi 10 milyon 271 bin liraydı. Bu rakam günümüz enflasyon uyarlamasıyla yaklaşık 46 milyon liraya denk geliyor. O yıl oyuncular arasında vergi rekortmeni, günümüz değeriyle 20 milyon lirayı bulan matrahıyla Cem Yılmaz olmuştu.
Cem Yılmaz, İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Rıza Bilgiç'ten teşekkür belgesi almıştı.
Yaklaşık 160 bin oyuncunun yer aldığı küresel sinemanın kalbi Hollywood'da ise rakamlar doğal olarak dudak uçuklatıyor. Dwayne Johnson 45 milyon dolarlık kişisel vergi ödemesiyle öne çıkarken, Adam Sandler ve Tom Cruise ise 30'ar milyon dolarlık vergileriyle hazineye büyük katkı sağladı. Televizyon dizileri, dijital platform içerikleri ve reklam filmleri de düşünüldüğünde, oyuncuların ve sektör çalışanlarının oluşturduğu istihdam ve vergi hacmi katlanarak artıyor.
* ABD'de oyuncular dâhil olmak üzere yaklaşık 2 milyon kişi yapım sektöründe çalışıyor.
YAPAY ZEKÂYA İLK İSYAN 2023'TEYDİ
Aslında bu tehlikenin uzak bir geleceğe ait olmadığını 2023'te Hollywood'da senarist ve oyuncuların aylarca süren grevinde çok net gördük. Bu tarihi eylemin en temel sebebi, yapay zekânın dijital ikizler oluşturarak oyuncuların haklarını ve emeklerini gasp edeceği korkusuydu. Yapay zekânın yarın sinema, televizyon ve reklam sektörüne tamamen egemen olması durumunda, hem büyük bir istihdam sorununun ortaya çıkacağını hem de devletlerin büyük vergi gelirlerinden birinin buharlaşacağını tahmin etmek zor değil.
Üstelik etki sadece oyuncular ve doğrudan set ekibiyle de sınırlı kalmayacak. Film ve dizi çekimlerinin yapıldığı mekân kiralamaları, konaklama ve otelcilik, lojistik, yemek, kostüm/tasarım mağazaları ve hatta bölgesel turizm gibi yerel ekonomiler de yapay zekâ üretimi yapımların oluşturduğu sistemden doğrudan olumsuz etkilenecek.
* Bir yapımın setinde çalışan her kişi, çarpan etkisiyle yan sektörlerde 2 kişinin istihdamını sağlıyor.
REDDETMEK DE GELECEĞİ ISKALAMAK OLACAK
Ancak madalyonun diğer yüzünü de göz ardı edemeyiz. Yeni bir teknolojiyi tamamen reddetmek, kaçınılmaz olan geleceği körü körüne ıskalamak olacaktır. Sanat tarihi boyunca matbaadan fotoğraf makinesine, dijital kameradan CGI teknolojisine kadar her yenilik başta "Sanatı öldürecek" korkusuyla karşılansa da zamanla sektörü dönüştürdü. Bugün bir yanda yapay zekânın sınır tanımayan imkânları ve düşük maliyetinin dayanılmaz çekiciliği; diğer yanda ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan meslekler ve devasa vergi kayıpları duruyor.
Peki, bu keskin ikilemde ne yapmak gerekiyor?
Çözüm, teknolojiyi yok saymak veya kaçınmak değil; onun oluşturduğu yeni gerçekliği akılcı, adil ve hukuki düzenlemelerle kontrol altına almaktan geçiyor. Aksi takdirde, yakın gelecekte kaçınılmaz ve son derece sert bir istihdam sorunu ve büyük oranda ekonomik kayıpla karşı karşıya kalınacak.





Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!