İran batıyor mu

SözlükYazarı Edıtor 07.10.2026 03:01 6 dk okuma
1 Yorum 16 Görüntülenme
İran batıyor mu

ABD’nin İran’ı ekonomik felakete sürükleme suretiyle halk ayaklanması çıkarma ve böylelikle rejimi çökertme çabaları son iki aydır iyiden iyiye hızlandı.

Buna bir de Hürmüz’ün kapılarının İran için de sıkı sıkıya kapalı kalması, ülkenin can damarı olan petrol ihracatını durma noktasına getirdi.

İşin ciddiyetini ben değil, doğrudan gücün en tepesindekiler anlatsın...

Hafta sonu İran rejiminin en üst düzey yetkilileri, “olağanüstü ekonomik durumdan” ötürü toplandı.

Devlet medyası, kriz zirvesinin ardından Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’nin “İran ülke tarihinde karşı karşıya kaldığı en zorlu dönemlerin birinden geçiyor” dediğini aktardı.

Şimdi düşünün... Bu bir de devlet medyasında yazılan.

Aynı gün Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan da sosyal medyadan kabul etti aynı gerçeği... “Ekonomik baskı şiddetlendi” diyen Pezeşkiyan “özel koşulları” yönetebilmek için bir dizi tedbirleri hayata geçireceklerini duyurdu.

Bu tedbirlerin ne olduğu bilinmese de İran’dan duyduğum kadarıyla “bu böyle gitmez” dedirtecek bir ekonomik baskı hissediliyor.

Hatta ABD’deki seçimlerden sonra Trump saldırmaya karar vermese dahi Hürmüz ablukasını kırmak için İran’ın hücuma geçeceğine ciddi bir ihtimal de veriliyormuş.

Bu duyduklarıma şaşırdım mı? Hayır. Neden mi? 23 Ağustos’a gidelim.

O günkü yazımda şöyle demişim... “İran, müzakerelerin çıkmaza girmesi nedeniyle ‘tamamen saldırgan pozisyona geçeceğiz’ dedi. Şayet bu olursa Trump’ın ‘ekonomik olarak boğma’ politikası İran’ı nefessiz bırakmaya başlamış demektir.”

Aslında İranlıların giderek daha da büyük bir ihtimalle beklediği şey tam olarak bu.

Şurada artık bir ay kaldı. Ortadaki gerilimin şiddetine bakarsak bir şeylerin kopacağı açık.

İlk hamleyi yapan taraf Trump mı olacak yoksa İran mı? Sanki son günlerde yaşanan gelişmeler, İran’ın sessizliği bozabileceği yönünde güçlü sinyaller veriyor gibi...

“ACABA Trump seçimlerden sonra İran’a büyük bombardıman mı başlatacak” diye sorgularken geçen gün bir gecede ABD’nin 12 adet B-1 ağır bombardıman uçağı apar topar İngiltere’deki üslerden kaçırıldı.

“Neden, nasıl, nereye” diye sorarken olayın olası bir İran saldırısından korku olduğu ortaya çıktı.

Bu uçaklar daha önce İran’a yapılan sortilerde kullanılmıştı. Devrim Muhafızları da Fairford’u meşru hedef ilan etmişti.

27 Eylül’de üs çevresinde şüpheli beyaz minibüslerle görülen beş kişi “terör hazırlığı” şüphesiyle gözaltına alındı.

Araçlarda patlayıcı bulunamadı. Şüpheliler kefaletle serbest bırakıldı. Trump’ın da fena tepkisini çekti.

Ardından Londra’da çift vatandaş bir İngiliz- İranlı daha gözaltına alınıp yine kefaletle salındı.

İngiliz Başbakanı Andy Burnham, olayın arkasında İran’a dair “güçlü emareler” olduğunu söylese de somut bir şey çıkmadı.

Trump ise en son dedi ki...

- Bir tehdit olabilir dedik.

- Uçakları neden orada bırakayım ki.

- Uçakları çok az maliyetle yakınlarda bir yere taşıdık.

Sonra çıkan iddialara göre ise İran, Ukrayna’nın geçen sene Rusya’nın içlerine sızarak ağır bombardıman uçaklarını yok ettiği İHA saldırısına benzer bir saldırı planlıyormuş.

Nereden bakarsanız bakın çok enteresan bir olay. Şüpheli yok, fail yok, çözülmüş bir plan yok. Ama İran korkusu binlerce kilometre öteden 12 bombardıman uçağının kaçırılmasına sebep oldu.

Bu da ABD için “hiçbir yer güvende değil” imajı verir açıkçası.

GEÇEN gün İran devlet televizyonunda bir iddia ortaya atıldı. Anlatmaya ve kafa yormaya değer...

Şimdi burada deniyor ki: Çin, İran’a üst düzey uydu görüntüleri sağladı. İran da bunların vasıtasıyla ABD üslerini yerle bir etti.

Bu kısım doğru. ABD’liler de bunu kabul ediyor. Hatta medya ve siyaset karışmış, Trump ise “biz de onlara yapıyoruz” diyerek geçiştirmişti.

Asıl olay ikinci kısımda... Çin, bu yardımı bıçak gibi kesmiş. “Çinliler bir şeylerin sızdırıldığını fark ederse keser. Bu işi kesmelerinin tam nedeni de bu” deniyor devlet kanalında.

Uçuk bir iddia değil. Çin-Kanada görüşmeleri sızdı diye Şi, dönemin Başbakanı Trudeau’yu kameralar önünde azarlamıştı. Çok hassaslar bu konuda.

Yani... İhtimal dahilinde.

Üçüncü kısımda da şöyle deniyor: “Çin ‘Amerika Birleşik Devletleri ile olan sorununuzu çözene kadar bize gelmeyin’ dedi.”

Bu daha da ilginç. Acaba Şi, Washington’da önüne konan belgelerden sonra İran’a böyle bir şey demiş olabilir mi?

Acaba ABD, İran’a yardım devam ederse Tayvan kozunu kullanmış olabilir mi?

Ya da tüm bu iddialar asılsız olabilir mi?

Sanırım öğrenmemizin tek yolu savaşın yeniden başlamasıyla İran’ın hedefleri vurma hassasiyetinin değişip değişmediğini gözlemlemek olacak.

Donald Trump - Şi Cinping

YAZ SAATİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜM

TRUMP bir süredir kafayı yaz saatini kalıcı hale getirmeye taktı. Verdiği talimatla Temsilciler Meclisi’nden yasa bile geçti.

Fakat Senato’da bu yasayı engelleyen biri var. Arkansas Senatörü Tom Cotton.

Trump hafta sonu Senatör Cotton’ın şahsi cep telefonu numarasını paylaşarak halktan baskı yapmasını bile istedi.

ABD’de saatleri değiştirmemize üç hafta civarı bir süre kaldı. Hazır Trump da baskıyı artırmışken ben de görüşümü söyleyeyim.

Ben güneşin akşam 8’de 9’da batmasını seven biriyim. Uzun günleri kısa günlere tercih ederim.

Fakat Trump’ın istediği değişiklikle sabah 9’da hava anca ağarmış olacak. Ona gelebileceğimi de hiç düşünmüyorum.

İstersen benim de şahsi numaramı ifşa et Başkan... Ben de yasaya karşıyım.