Fitne zamanı

SözlükYazarı Edıtor 10.10.2026 02:56 4 dk okuma
1 Yorum 16 Görüntülenme
Fitne zamanı

SON birkaç gündür ortam, aşağı yukarı şöyle:

- İsimler piyasaya sürülüyor, yalan çıkıyor.

- Kimin kimi hangi maksatla kandırdığı belirsiz.

- Hangi merkezden kime operasyon çekildiği bilinmiyor.

- Karanlık eller, karanlık dosyaları birilerine sızdırıyor.

Tam bir fitne zamanı yani.

O zaman fitne zamanlarında ne yapman gerektiğini bilmen hakkın.

- Koşuyorsan yürüyeceksin.

- Ayaktaysan oturacaksın.

- Konuşuyorsan susacaksın.

- Susuyorsan konuşacaksın.

PİŞKİNLİK İLE GAYRİMEDENİLİK ARASINDA BİR İLİŞKİ VAR

YENİ Parti Milletvekili Ümit Özlale, bu sefer baltayı taşa vurdu.

Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a apaçık iftira attı.

Medeniliğin kırıntısını taşıyan bir insandan ne beklenir?

- “Pardon” demesi beklenir.

- “Çok özür” demesi beklenir.

- “Daha dikkatli olmam gerekirdi” demesi beklenir.

- Pişman olması, mahcup olması beklenir.

Ümit Özlale, bunların hiçbirini yapmadı.

“Niye büyütülüyor ki bu iş? İftiramızla birazcık mağdur oldu. Abartacak ne var” falan türü açıklamalar yaptı.

- GAYRİ MEDENİ KİŞİLER: Asla özür dilemezler, asla pişman olmazlar, asla mahcup olmazlar.

- PİŞKİN KİŞİLER: Bırakın mahcup olmayı, üste çıkmaya çalışırlar. Yaptıkları kötülükten asla pişmanlık duymazlar.

Gayri medenilik ve pişkinliğin örnek bir sentezi için...

Ümit Özlale’nin tutumuna şöyle bir bakmak yeter de artar bile.

NOBEL Edebiyat Ödülü’nü şair Anne Carson aldı.

Ben de herkes gibi “Biraz Anne Carson şiirleri okuyayım bari” dedim.

Şairin bir şiiri geçti elime.

“Kişisel şiirim bir başarısızlık / Bir kişi olmak istemiyorum / Dayanılmaz olmak istiyorum.”

Bu ilk üç dizeyi okuduktan sonra elimdeki şiiri duvara fırlatıp şöyle dedim:

Şiir öyle bir ölü sanat ki...

Onu Nobel bile kurtaramaz.

SON günlerde yapay zekâya dadandım.

- Kedim Sekter’in fotoğraflarından anime karakterler oluşturuyorum.

- Çektiğim doğa fotoğraflarını siyah beyaz yapıyorum.

- Arkadaşlarla çektirdiğimiz fotoğraflardan karikatürler çıkarıyorum.

“Boş iş” olduğunun sımsıkı farkındayım ama tiryaki meşrep karakterim nedeniyle girdaptan çıkamıyorum.

Yapay zekâ gerçekten çok zararlı abi.

17 yaşında evlenmiş, 18 yaşında baba olmuş Atilla Taş.

14 katlı bir binadan düşen evladı da 34 yaşındaymış.

Bu bilgilere çok şaşırdım.

Ama Atilla Taş’ın kızının cenazesinde çektiği samimi acıyı görünce...

Şaşkınlık, yerini muazzam bir üzüntüye bıraktı.

Başın sağ olsun Atilla Taş.

- Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Beni tanıyorsunuz, ben istifa eder miyim” demiş. BEN OLSAM... “Beni tanıyorsunuz, ben pes eder miyim” derdim.

- AK Parti’nin sanatçı milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları, Meclis’te İzmir Marşı’nın müziğini mırıldanarak söylemiş. BEN OLSAM... Müziğini mırıldanmaz, gümbür gümbür söylerdim.

- İzmir’in artık AK Partili olan belediye başkanı Cemil Tugay, beş günlük izne çıkmış. BEN OLSAM... On beş günlük izne çıkardım.

- Mahmut Tanal, “Cemil Tugay’ın AK Parti’de ne işi var” cümlesini peş peşe söylemiş. BEN OLSAM... Bu cümle tekrarının tadının kaçtığını düşünür, hiç bu topa girmezdim.

SÖZÜN SÖZÜMÜZDÜR CELAL ADAN

MECLİS kürsüsünden şöyle haykırdı Celal Adan:

“Hırsız, arsız kim varsa... Bu milletin parasını kim çalmışsa... Kim çalmasına vesile olmuşsa... Şerefsizdir, adidir, namussuzdur.”